2Ti 3:16 Kutsal Yazıların tümü Tanrı esinidir ve öğretmek, azarlamak, yola getirmek ve doğruluk konusunda eğitmek için yararlıdır.
İNCİL KUTSAL YAZILAR HAKKINDA NE SÖYLÜYOR
Luk 24:45 Bundan sonra İsa, Kutsal Yazıları anlayabilmeleri için zihinlerini açtı. Yu 5:39 Kutsal Yazıları araştırıyorsunuz. Çünkü bunlarda sonsuz yaşama sahip olduğunuzu sanıyorsunuz. Bana tanıklık eden de bu yazılardır!
Mat 22:29 İsa onlara, «Siz Kutsal Yazıları ve Tanrı'nın gücünü bilmediğiniz için yanılıyorsunuz» diye karşılık verdi.
Elç 8:35 Bunun üzerine Filipus anlatmaya koyuldu. Kutsal Yazıların bu bölümünden başlayarak ona İsa'yla ilgili müjdeyi bildirdi.
Elç 17:2 Pavlus, her zamanki gibi Yahudilere giderek art arda üç Sept günü onlarla Kutsal Yazılar üzerinde tartıştı.
Elç 18:28 Şöyle ki Kutsal Yazılardan, İsa'nın Mesih olduğunu kanıtlayarak Yahudilerin iddialarını açıkça ve güçlü bir şekilde çürüttü.
Rom 15:4 Önceden ne yazıldıysa, bize öğretmek için, sabırla ve Kutsal Yazıların verdiği cesaretle ümidimiz olsun diye yazıldı.
2Ti 3:16 Kutsal Yazıların tümü Tanrı esinidir ve öğretmek, azarlamak, yola getirmek ve doğruluk konusunda eğitmek için yararlıdır.
2Pe 1:20 Öncelikle şunu bilin ki, Kutsal Yazılarda bulunan hiçbir peygamberlik sözü kimsenin özel yorumu değildir.
Esi 22:18 Bu kitaptaki peygamberlik sözlerini duyan herkesi uyarıyorum! Eğer bir kimse bu sözlere bir şey katarsa, Tanrı da bu kitapta yazılı belaları ona katacaktır.
Esi 22:19 Eğer bir kimse bu peygamberlik kitabının sözlerinden bir şey çıkarırsa, Tanrı da bu kitapta yazılı yaşam ağacından ve kutsal kentten ona düşen payı çıkaracaktır.
|
 |
Yalnızca Kutsal Kitap, Ruhsal Gerçek için Yeterli midir?
Roma Katolikliğine göre, Dini Gelenekler ve Kutsal Kitap birlikte ruhsal gerçekleri tedarik ederler, sağlarlar. Protestanlık Dini Gelenekleri reddeder ve "Sola Scriptura" veya "Yalnızca Kutsal Kitap" der. Ardından Katolikler meydan okurlar, "Sola Scriptura Kutsal Kitaba ait midir?"
Kutsal Kitap bizim ihtiyacımız olan tüm ruhsal gerçeğin kendi içinde barındığını söylemez. Bununla beraber 2. Timoteyus 3:16 Kutsal Yazıların tümünün Tanrı esini olduğunu ve öğretmek, azarlamak, yola getirmek ve doğruluk konusunda eğitmek için yararlı olduğunu söyler. Kutsal Kitap gelenekleri de dinlememiz gerektiğini söylediği gibi bizi Kutsal Kitabı geçersiz kılmaya çalışma tehlikesine karşı da uyarır.
Sadece Kutsa Kitap'ın yeterliliğine ilişkin tartışmalardan ortaya çıkan bazı sorunları şunlardır:
1) Kutsal Kitap'ta birçok öğretişten açıkça bahsedilmemiştir. Ancak bunlara kilise tarafından inanılmış ve öğretişmiştir. Örneğin, Kutsal Kitap'ta açıkça Tanrı'nın Üçlübirlikte olduğunu belirten bir ifade, İsa'nın iki doğalı olduğunu açıkça belirten bir ifade, ya da Kutsal Ruh'un Üçlübirliğin üçüncü kişisi olduğunu belirten açıkça bir ifade yoktur. Hristiyanlıkta her üç öğretişinde doğru olduğuna inanılır. Çünkü tamamen Kutsal Kitap'taki ayetlerden alınmıştır. Bundan dolayı, Kutsal Yazıların şöyle bir ifadesiyle bir etki yaratmasına gerek yoktur,"Yalnızca Kutsal Kitap tüm ruhsal gerçekler için kullanılabilir". Bunun yerine soru şöyle olmalıdır, "Sola Scriptura Kutsal Yazılarından çıkartılabilinir mi?" Böylece, Katoliklerin Protestanlardan Sola Scriptura'nın Kutsal Kitapsal prensiplere tutarlılığını ayetler ve bölümlerle kanıtlaması gerekliliğine gerek kalmamıştır.
2) Hatasız Dini Gelenekler'in yetkisi için Kutsal Kitap'a başvurursak, Katolikler Kutsal Kitabın Dini Geleneklerden daha üstün yetkiye sahip olduklarını söylerler - kutsayan kişi kutsanandan üstündür (İbr. 7:7). Bunun için eğer Kutsal Kitap geleneklere güvenmeyin derse, o zaman Dini Gelenekler anında geçersiz ve boş olacaklardır. Eğer Kutsal Kitap bize Dini Geleneklere güvenin derse, o zaman Kutsal Kitap Dini Gelenekleri yetkilendirmektedir. Her iki durumda da, Kutsal Yazılar son söze sahip yetkiyi elinde tutar. Bu konumda bize Kutsal Kitabın Dini Geleneklerden üstün olduğunu gösterir. Eğer Dini Gelenekler söylendiği gibi gerçekten hatasız olmuş olsalardı, o zaman Kutsal Kitaba eşit konumda olacaktı. Fakat, Tanrı'nın Sözü kendi hakkında söylediği gibi Dini Geleneklerin hatasız olduğunu veya esinlenmiş olduğunu söylememektedir (2 Tim. 3:16). Sonuç olarak ancak Dini Geleneklerin Kutsal Kitap ile birlik içinde olduğunu ve eşit olduğunu söylemek onu öyle yapmamaktadır.
3) Eğer Kutsal Kitap Dini Gelenekleri tasdik etmek için kullanılmazsa, o zaman Dini Gelenekler kendi başına Tanrı'nın Sözünden bağımsız bir fonksiyona sahip olacaktır. Eğer Kutsal Yazılardan bağımsız olacaksa, o zaman ruhsal kaynak olarak herhangi bir yetkiye sahip olma hakkı yoktur.
4) Dini Gelenekler Kutsal Kitaba aykırı ise otomatik olacak geçersiz olur. Tabii ki Katolikler böyle olmadığını söyleyeceklerdir. Fakat Katoliklerin Araf, günah çıkarma, hoşgörü, Meryem'e dua, vs. gibi şeyler Kutsal Yazılarda açık değildir. Aslında Kutsal Yazılara terstir bile. Bu Katoliklerin kendi konumlarını desteklemek için ayetler kullanmadıkları anlamına gelmez. Kutsal Yazıları okumakla bu tür inançlara ve uygulamalara ulaşamazsınız, Kutsal Yazılar bu uygulamaları göstermez. Buna ek olarak, Katolik Kilisesi Tanrı'nın Sözüne ekleme yapmakta Dini Gelenekleri kullanmıştır.
Bir Katoliğe göre Kutsal Kitap ve Dini Gelenekler eşit yetki ve esine sahiptir. Ve birini diğerinin üzerine koymak sahte karşılaştırmadır. Fakat, Katolik bunu hangi yetkiyle söylemektedir? Katolik Kilisesi gelenekler kullanarak mı Dini Gelenekleri yetkilendirmektedir? Eğer böyleyse, bu demek ki kontrol edici herhangi bir şey yoktur. Gelenekleri takip etmemiz gerektiğini söyleyenler Kilise Babalarından bazı alıntılar mıdır? Eğer böyleyse, o zaman Kilise Babalarına Kutsal Yazılarınki kadar bir yetki verilmiştir. Bunlar Kutsal Kitaptan mıdır? Eğer öyleyse, o zaman Dini Gelenekler Kutsal Kitaptan daha düşün seviyededir çünkü Kutsal Yazılar Gelenekleri yetkilendirmiştir.
Katoliklerin yaptığı hatalardan biri Kutsal Kitabın Dini Geleneklerden türediğini varsaymalarıdır. Bu sahtedir ve yanlıştır. Kilise Kutsal Kitabın esinlenmiş yazılar olduğunu tanımıştır, kabul etmiştir. Bu yazılar kendiliklerinden yetkiye sahiptiler. Kilise içindeki çeşitli "gelenekler" Tanrı'dan olanları tanımlamada ve anlamada yardımcı olmuştur. Ek olarak, Kutsal Kitabın Dini Geleneklerden türediğini söylemek Kutsal Kitabı Geleneklerden daha da aşağı konuma koyar. Aynen İbraniler 7:7'de bildirildiği gibi, kutsayan kişi kutsanandan üstündür.
Kutsal Kitap'a, tüm ruhsal gerçekler için hatasız ve son yetki olarak bakmalıyız. Eğer Dini Geleneklerin geçerli olduğunu söylüyorsa, buna tamam diyebiliriz. Fakat öyle söylemiyorsa o zaman Yalnızca Kutsal Kitap'a güvenmeliyiz.
İNCİL KAYITLARI GÜVENİLİR Mİ?
İncil, İsa hakkındaki başlıca tarihsel kaynaktır. Bu yüzden on dokuzuncu ve yirminci yüzyılda birçok eleştirmen, İncil belgelerinin güvenilirliğine saldırmıştır. Tarihsel temeli olmayan ya da arkeolojik araştırmalar ve buluşlarla modası geçmiş sayılan bu türden bir çok suçlama vardır.
Üniversitede ders verdiğim sırada, edebiyat öğrencilerini beraberinde getirmiş olan bir profesör çıkışta beni yakaladı. “Siz, Mesih hakkındaki bütün iddialarınızı ikinci yüzyılda yazılmış çağdışı belgeler üzerine kuruyorsunuz. Bugün sınıfa İncil’in Mesih’ten ne kadar uzun süre sonra yazıldığını, bu yüzden de doğru olamayacağını anlattım.”
“Ama sizin de İncil hakkındaki düşüncelerinizin ve sonuçlarınızın modası yirmi beş yıl önce geçti” diye yanıt verdim.
Profesörün İsa’ya ilişkin kayıtlar üzerindeki düşünceleri, Alman Eleştirmeni F.C. Baur’un kararlarından kaynaklanıyordu. Baur İncil ayetlerinin ikinci yüzyılın sonunda yazıya geçirildiğini ortaya attı. Bu kayıtların, İsa’nın yaşamıyla, bunların yazıya döküldükleri zaman aralığında gelişen efsanelerden ve söylentilerden kaynaklandığı sonucuna varmıştı.
Bununla birlikte yirminci yüzyılda, arkeolojik buluşlar İncil metinlerinin doğruluğunu saptamıştır. İlk papirüs metinlerinin bulunuşu (John Ryland metni, M.S. 130; Chester Beatty Papirüsü. M.S. 155 ve Bodmer Papirüsü II M.S. 200) Mesih’in zamanıyla sonraki metinler arasındaki aralığı kapatmıştır.
İncil’in eski Yunancası ile (Grekçesiyle) papirüs dilini kıyaslamanın sonucunda İncil metinlerinin doğru iletildiğine ilişkin güven artmıştır. Böyle buluşlar aydınların İncil’e olan güvenlerini de etkilemiştir.
Dünyanın en önde gelen İncil arkeologlarından William Albright şöyle demiştir: “Artık İncil metinlerinin tüm bölümlerinin yaklaşık M.S. 80 yılında, yani günümüz eleştirmenlerinin iddia ettiklerinden tam olarak iki nesil önce yazıldığını kesinlikle söyleyebiliriz. Bence İncil’in her bölümü M.S. ilk yüzyılda, kırklı ve seksenli yıllar arasında yazılmıştır. (Büyük olasılıkla M.S. 50 ve 70 yılları arasında).
William Ramsay gelmiş geçmiş en büyük arkeologlardan biri olarak kabul edilir. Bu kişi İncil’in Elçilerin İşleri bölümünün, ilk yüzyılın ortasında değil, ikinci yüzyılda uydurulduğunu savunan bir Alman tarih okulunun öğrencisiydi. Ramsay, İncil’in Elçilerin İşleri bölümü üzerine yazılmış çağdaş yorumları okuduktan sonra, o zamanki olayları (M.S. 50) doğru olarak yansıtmadığı sonucuna vardı. Bu metinlerin geçerli olamayacağını düşünüyordu. Bu yüzden Ege bölgesinde yaptığı araştırmalarda İncil'e fazla yer vermedi. Ne var ki çalışmalarının sonunda Luka’nın kayıtları üzerinde düşünmeye başlamıştı. Tarihsel ayrıntılardaki ince doğruluğu dikkatle gözlemledi. Elçilerin İşleri bölümüne bakışı yavaş yavaş değişiyordu. En sonunda şu gerçeği kabul etti: “Luka birinci sınıf bir tarihçidir. En büyük tarihçiler arasında yer almalıdır.” En ufak ayrıntıların ve noktaların doğruluğu karşısında Ramsay bu kitabın ikinci yüzyıla değil, ilk yüzyılın ortalarına ait olduğu sonucuna varmıştı.
Liberal aydınların çoğu da İncil metinlerinin daha önce yazıldığını kabul etmek zorunda kalmıştır. Bunlardan biri yaptığı araştırmalar sonucunda İncil’in tümünün Kudüs’ün yıkımından, yani M.S. 70 yılından önce yazıldığını söylemiştir.
Günümüzün Biçim Eleştirmenleri, İncil metinlerinin ağızdan ağıza geçip değiştikten sonra yazıldığını ileri sürmektedir. Onlara göre İncil kayıtları halk edebiyatı (efsaneler, mitler, masallar ve öyküler) şeklini almıştır.
Buna karşılık, sözlü geleneğin yazıya geçmeden önce değişip gerçekliğini yitirmesine neden olacak kadar uzun bir zaman geçmemiştir. İncil okulu profesörlerinden biri, zaman kısalığı unsuruna değinirken şunları söylemiştir: “Genellikle ilkel kültür halkları arasında folklorun birikimi, nesiller boyu süren bir zaman alır. Yüzyıllara yayılan yavaş bir süreçtir. İncil anlatılarının ise yüzyıldan daha kısa bir sürede yazıldığı ve toplandığı sonucuna varmak zorundayız.”
Biçim Eleştirmenleri İsa’nın sözleri geleneğini gerektiği kadar sıkı bir şekilde incelemiyorlar. İncil: 1.Korintliler 7:10,12,25 ayetleri, bu sözlerin yazıya geçirilmesinin ve korunmasının ne denli dikkat ve titizlikle yapıldığını ortaya koyuyor. Yahudi dininde, öğrencinin din hocasının öğretisini ezberlemesi gerekliydi. İyi bir öğrenci bir damla bile su kaçırmayan sağlam bir kuyuya benzetilirdi. Rab’bin öğretişinin çoğu, kolay ezberlenecek Aramice şiir şeklindeydi.
Michigan Üniversitesi ilk çağ tarihi profesörlerinden Maier şöyle yazmıştır: “Mesih inancının, uzun bir zaman süresi içinde gelişen doğu mitolojisi olduğu ve olayların asıl tarihlerinden çok daha sonra yazıldıkları doğru değildir.” Yalnızca tarihsel yönteme ve bakışa sahip olmayan çağdaş eleştirmenler, İncil geleneğinin çevresine böyle bir spekülasyon ağı örebilir. Yirmi yıldan elli yıla kadar bir zaman aralığı, ana içeriğin değişmesi şöyle dursun, İsa’nın belirli sözlerinin bozulması için bile kısa bir süre sayılır.
İncil hakkında konuşurken, insanlardan sık sık alaycı bir tavırla İncil’in sözlerine güvenilmeyeceğini işittim. Neden? Çünkü 2000 yıl önce yazılmıştır. Yanlışlarla ve çelişkilerle doludur. Ben İncil'e güvenebileceğim yanıtını veririm. Sonra da tarih dersi sırasında geçen bir olayı paylaşırım. O ders sırasında İncil’in güvenilirliğine ilişkin on klasik edebiyat eserinin toplamından daha çok kanıt olduğunu söylemiştim. O anda kenarda bir yerde oturan profesör kahkahalar atmaya başladı. Kendisine dönüp neden güldüğünü sordum. Karşılık olarak, “Bir tarih dersinde İncil’in güvenilir olduğunu söylemeye cesaret ediyorsun. Bu çok gülünç” dedi. Aslında insanların böyle tepki göstermesine sevinirim, çünkü onlara şu soruyu sorma fırsatı çıkar (Soruma, şimdiye kadar hiç olumlu yanıt alamadım): “Bir tarihçi olarak, söyleyin bana profesör; bir tarih yazıtının doğru ve güvenilir olup olmadığını belirlemek için hangi testleri uygularsınız?” Profesörün uygulayacak testi yoktu. “Ama benim var” dedim. İncil’in tarihsel güvenilirliği, diğer tarihsel belgelerin uygulandığı üç temel tarih bilim ilkesi ile değerlendirilebilir.
BİBLİYOGRAFİK TEST
Bibliyografik test, belgelerin elimize ulaşana dek geçirdiği nakillerin incelenmesidir. Başka bir deyişle, özgün belgelere sahip olmadığımızdan, el yazmalarının (EL) sayısına bakarak, İncil metinleri ne kadar güvenilirdir?
Diğer eski ve önemli kaynaklarla kıyaslarsak İncil’in el yazmalarının zenginliği şaşırtıcıdır.
Tukidides’in tarihçesi (460-400 M.Ö.) en erken M.S. 900 yılında, yani yazıldığı zamandan 1.300 yıl sonra, sekiz el yazması halinde elimizde bulunmaktadır. Bunun gibi Herodot’un tarihçesi az sayıdadır ve daha erken yazılan kopyaları yoktur. F.F. Bruce bu gerçekten şöyle bir sonuç çıkarıyor: “Hiçbir tarihçi kalkıp Herodot ya da Tukididus’un doğruluklarından kuşku duymaz. Oysa, eserlerinin en erken el yazma kopyaları yazım tarihinden 1300 yıl sonraya aittir.”
Aristo şiirlerini yaklaşık olarak M.Ö. 343 yılında yazmıştır. Ama elimizde bulunan en erken kopya M.S. 1100 yılına aittir. Yani, arada 1400 yıllık bir zaman aralığı vardır. Üstelik bu el yazmalarının sayısı yalnızca beşdir.
Sezar, Gal Savaşları tarihçesini M.Ö. 58 ve 50 yılları arasında oluşturmuştur. Ne var ki en erken el yazmaları ölümünden 1000 yıl sonrasına aittir. Bundan daha önceki kopyalara sahip değiliz.
İncil’in el yazmalarına gelince, elimizde o kadar çok gerçek bulunmaktadır ki, kıyaslayınca şaşkına dönebilirsiniz. Mesih’in yaşadığı çağla ikinci yüzyıl arasındaki zaman aralığını kapatan ilk papirüs el yazmasının bulunmasından sonra diğer el yazmaları da gün ışığına çıktı. Günümüzde bu tarihe ait 20.000’den fazla el yazması bulunmaktadır. İlyada’nın ise 643 el yazması vardır ve bu konuda İncil’den sonra gelmektedir.
İngiliz Müzesi’nin kütüphane başkanı ve müdürü olan Sir Frederick Kenyon, aynı zamanda el yazmaları konusunda birinci derecede uzmandır. Kendisi şu sonuca varıyor: “İncil’in özgün metinleriyle ilk bulunan el yazması kopyalar arasındaki zaman aralığı yok denecek kadar kısadır. İncil’in ilk yazıldığı şekliyle elimize ulaştığına ilişkin kuşkulara yer kalmamıştır. Ayetlerin tümünün gerçekliği ve genel bütünlüğü sonunda kanıtlanmıştır.”
Bunlara ek olarak, İncil’in Yunanca (Grekçe) uzmanlarından biri şunları ekliyor: “En erken el yazmaları, orijinallerinden bu denli geç yazılmalarına ve sayılarının az olmasına karşın, bazı aydınlar eski klasikleri güvenilir buluyorlar. O halde, İncil metinlerinin güvenilirliği de fazlasıyla kanıtlanmıştır.”
Bibliyografik testin İncil’e uygulanması, İncil’in bütün eski yazıtlardan daha fazla yetkiye sahip olduğunu gösteriyor. Bu yetkiye 100 yıllık yoğun metin eleştirisini de eklerseniz gerçek İncil’i elinizde tuttuğunuza inanabilirsiniz.
İÇSEL KANIT TESTİ
Bibliyografik test, şu anda elimizde tuttuğumuz metnin özgün metinle aynı olduğunu gösteriyor. Şimdi ise bu metnin güvenilir olup olmadığına bakalım. Eğer güvenilirse, ne dereceye kadar güvenilirdir?
Bu noktada eleştirmen, Aristo’nun şu deyişini savunmalıdır: “Kuşku belgeyi içtenlikle incelemeli, ama eleştirmenin gururuna alet olmamalıdır.” Başka bir deyişle, “Kişi belgenin söylediklerini analiz ederek dinlemeli, yazar açık yanlışlara yer vermiyorsa, kendiliğinden yanlış ya da sahte damgası vurmamalıdır.”
Tarihsel sorgulama için en gerekli rehberlerden biri de şu tarihsel yöntemdir: Yazarın ya da tanığın doğruyu yazma yeteneği metnin güvenilirliğini değerlendirmek için tarihçiye çok yardımcı olur.
Gerçeği anlatma yeteneği, kişinin olaylara yer ve zaman açısından ne derece yakın olduğuyla sıkıca bağlantılıdır. İsa Mesih’in yaşamının ve öğretişlerinin yazılı olduğu İncil metinleri, görgü tanıkları ve bu görgü tanıklarını birinci ağızdan dinlemiş kişiler tarafından kayıt edilmiştir.
İncil; Luka 1:1-4 — “Sayın Teofilos, birçok kişi aramızda olup bitenlerin tarihçesini yazmaya girişmiştir. Nitekim başlangıçtan beri bu olayların görgü tanığı ve Tanrı sözünün hizmetkârı olanlar bunları bize iletmişlerdir. Ben de tüm bu olayları ta başından özenle araştırmış biri olarak bunları sana sırasıyla yazmayı uygun gördüm. Öyle ki, sana verilen bilgilerin doğruluğunu bilesin.”
İncil; 2.Petrus 1:16 — “Rabbimiz İsa Mesih’in kudretini ve gelişini size bildirirken uydurma masallara başvurmadık. O’nun görkemini kendi gözlerimizle gördük."
İncil; I Yuhanna 1:3 — “Evet, sizin de bizlerle paydaşlığınız olsun diye gördüğümüzü ve işittiğimizi size ilan ediyoruz. Bizim paydaşlığımız da Baba’yla ve O’nun Oğlu İsa Mesih’ledir.”
İncil; Yuhanna 19:35 — "Bunu gören adam tanıklık etmiştir ve tanıklığı doğrudur. Doğruyu söylediğini bilir. Siz de iman edesiniz diye tanıklık etmiştir.”
İncil; Luka 3:1 — “Sezar Tiberyus’un egemenliğinin on beşinci yılıydı. Yahudiye’de Pontiyus Pilatus’un valiliği sürüyordu. Celile’de Hirodes, İtureya ve Trahonitis bölgesinde Hirodes’in kardeşi Filipus, Abilini’de de Lisanyas yönetimin başındaydı.
Yazılmış olan olaylara bu denli yakınlık, tanık tarafından sunulan metnin doğruluğunu belirlemek için son derece etkili olur. Bununla birlikte tarihçi görgü tanıklarıyla da uğraşmak zorundadır. Çünkü görgü tanıkları olaya yakın bile olsalar, bilinçli ya da bilinçsiz yanlışlar yapabilirler.
Mesih’le ilgili İncil kayıtları, o zaman hayatta olan kişilerin yaşamları boyunca dillerde dolaşmıştı. Bu kişiler olayların gerçekliğini onaylayabilir ve inkar edebilirlerdi. Müjdenin doğruluğunu savunurlarken, İsa hakkında insanlar arasında yaygın olan bilgiyi kullandılar. Yalnızca, “Bakın biz bunları gördük” demekle kalmadılar, ama karşıtlarına dönüp “Siz de bunları biliyorsunuz... Siz de gördünüz” diye meydan okudular. Kişi hasmına, “Sen de biliyorsun” derken dikkatli olmalı. Çünkü söylediklerinde yanlış varsa, hasmı bu yanlışı onun gözüne sokacaktır.
İncil; Elçilerin İşleri 2:22 — “Ey İsrailliler, şu sözleri dinleyin: bildiğiniz gibi Nasıralı İsa, Tanrı’nın, kendisi aracılığıyla aranızda yaptığı mucizeler, harikalar ve belirtilerle kimliği kanıtlanmış bir kişidir.”
İncil; Elçilerin İşleri 26:24-26 — “Pavlus bu şekilde savunmasını sürdürürken Festus yüksek sesle, ‘Pavlus, sen çıldırmışsın! Çok okumak seni delirtiyor!’ dedi. Pavlus, ‘Sayın Festus’ dedi, ‘ben çıldırmış değilim. Gerçek ve akla uygun sözler söylüyorum. Kral bu konularda bilgili olduğu için kendisiyle çekinmeden konuşuyorum. Bu olaylardan hiçbirinin onun dikkatinden kaçmadığı kanısındayım. Çünkü bunlar ücra bir köşede yapılmış işler değildir.’”
İlk vaizlerin hesaba kattıkları yalnızca dost görgü tanıkları değildi. İsa’nın ruhsal görevi ve ölümü konusunda karşıt düşüncelere sahip, daha az iyi niyetli kişiler vardı. Elçiler yaydıkları müjde doğru olmadığı takdirde, bu kişilerin yanlışları seve seve ortaya dökeceklerini biliyorlardı. Bu yüzden yanlış bir müjdeyi yaymaya cesaret edemezlerdi. Ne var ki tam tersini yaptılar. Karşıtlarına, “Siz de bunları biliyorsunuz” (İncil; Elçilerin İşleri 2:22) dediler. Gerçeklerden sapma söz konusu olsaydı, dinleyicilerden yöneltilen sert eleştiriler ve düzeltmelerle karşılaşacaklardı.
Saint Petrus Koleji’nden Lawrence J. McGinley karşıt tanıklarla ilgili şunları söylüyor: “İncil’deki olayların anlatımı tümüyle şekillendiğinde görgü tanıkları hâlâ hayattaydılar. Üstelik bu tanıkların arasında olup bitenlere son derece karşıt ve düşman olanlar vardı. Ancak anlatılan gerçekler, yanlışların düzeltilebileceği bir ortamda insanlara sunuldu."
Chicago Üniversitesi’nden İncil uzmanı Robert Grant bu konuyu şöyle sonuçlandırıyor: “İncil’in yazıldığı dönemde görgü tanıkları vardı. Bu kişilerin tanıklıkları tümüyle göz ardı edilmedi. Yani İncil, İsa Mesih’in yaşamı, ölümü ve dirilişine güvenilir bir tanık olarak kabul edilmelidir.”
İncil’de yalnızca uydurukçuların kaçınabileceği birçok olay yazılıdır. Elçilerin krallıktaki yüksek yerler için tartışmaları, İsa’nın tutuklanışından sonraki kaçışları, Petrus’un İsa’yı inkârı, Mesih’in Celile’de mucizeler yapamayışı, bazı kişilerin O’nu “cinli” ya da “deli” diye suçlamaları, son günün zamanı hakkındaki acılık dolu anları, çarmıhtaki bağırışı ve bunun gibi diğer zayıflıklarıİncil’in gerçekliğinden kuşku duymaz. Tek bir soydan bir avuç basit insanın bu denli güçlü, çekici, ahlâksal açıdan bu kadar yüce ve insan kardeşliğini amaçlayan bir kitabı uydurmaları İncil’de anlatılanların hepsinden daha büyük bir mucize olurdu. Yüksek Eleştirinin ortaya çıkışından iki yüz yıl sonra bile, İsa’nın kişiliğinin, öğretişinin ve yaşamının ana hatları, Batı insanının tarihinde en büyüleyici olgu olma özelliğini koruyor.
DIŞSAL KANIT TESTİ
Üçüncü tarihsellik testi dışsal kanıtlarla uygulanır. Bunun için diğer tarihsel gereçlerin belgelerdeki, içsel kanıtları onaylayıp onaylamadığına bakılır. Başka bir deyişle, İncil’in doğruluğunu, güvenilirliğini ve gerçekliğini kanıtlayan İncil’den başka hangi kaynaklar vardır?
Bilinen diğer tarihsel ve bilimsel gerçeklerle uyum içinde olması ve onaylanması kanıtları güçlendirir.
Elçi Yuhanna’nın iki arkadaşı Yuhanna’nın kendi sözleriyle içsel kanıtları destekliyor. Tarihçi Eusebius, Hierapolis’in gözetmeni olan Papius’un yazılarından şunları sıralıyor (M.S. 130): “İhtiyar (Elçi Yuhanna) şunu da söylerdi: ‘Markos, Petrus’un söylediği her şeyi doğru bir şekilde yazıya geçirdi. Mesih’in gerek sözlerini, gerekse yaptıklarını sırasına uygun olmamakla birlikte Petrus’un söylediği gibi kayıt etti. Kendisi Rab'bin yanında değildi, ama O’nun öğretişlerini bilen Petrus’la birlikteydi. Markos, Petrus’un söylediklerini yazarken hiç yanlış yapmadı; çünkü duyduklarını titizlikle yazmaya ve yanlış bir tümce kullanmamaya dikkat ediyordu.”
Lyons’un gözetmeni Irenaeus, Polycarp’ın öğrencisiydi. Seksen beş yıllık bir imanlı olan Polycarp ise İzmir’in gözetmeni ve Yuhanna’nın öğrencisiydi. Irenaeus şöyle yazıyor: “Petrus ve Pavlus müjdeyi Roma’da yayıp kilise kurarlarken, Matta yazdığı kitabı İbraniler arasında ve onların kendi dillerinde dağıttı. Onlar göçtükten sonra (ölüm. büyük olasılıkla 64 yılındaki Neron’un zulmü yüzünden) Petrus’un öğrencisi olan Markos, Petrus’un vaazını yazıya geçirerek bize verdi. Pavlus’un izleyicisi olan Luka, öğretmeninden öğrendiği müjdeyi bir kitap haline getirdi. Sonra Rab’bin öğrencisi Yuhanna, Ege bölgesinde bulunan Efes kentinde kendi kitabını yazdı.” (İncil; Yuhanna 13:25, 21:20)
Arkeolojiyi çoğunlukla güçlü dışsal kanıtlar sağlar. Esinleme alanında değil, ancak kayıt edilen olayların gerçekliği konusunda belge sunarak müjdesel eleştiriye katkıda bulunur. Arkeoloji, eleştirmenler tarafından “tarihsel değil, ya da bilinen gerçeklere aykırı” diye rafa kaldırılan sayısız metnin doğruluğunu onaylamıştır.
Arkeolojinin William Ramsay’in ilk olumsuz düşüncelerini nasıl değiştirdiğine değinmiştik. İncil: Elçilerin İşleri bölümünde, Luka’nın Ege bölgesinin o zamana ait kültürünü, coğrafyasını ve tarihsel konumlarını ne denli doğru bir şekilde yazdığını görmüştü.
Luka’nın yanlışlık yaptığından kuşkulanılmıştı. Ama doğruluğu daha sonra dışsal kanıtlarla onaylandığından, arkeolojinin İncil kayıtlarını desteklediğini söylemek yerinde olur.
Klasik bir tarihçi olan A.N. Sherwin White, “İncil’in Elçilerin İşleri bölümünü destekleyen tarihsel kanıtlar şaşırtıcıdır” diye yazmıştır. “Bu kitabın en ince ayrıntılarında bile var olan temel tarihselliği reddetme çabası, artık saçma görünmelidir. Romalı tarihçiler bunu çoktan biliyorlardı.”
İncil’in tarihselliğini ve gerçekliğini yok etmeye ben de çok çalıştım. Ancak sonunda tarihsel açıdan güvenilir oluğu sonucuna vardım. Eğer bir kişi İncil’i güvenilir değil diye reddediyorsa, eski edebiyata ait tüm eserleri aynı nedenler yok etmelidir. İnsanlar İncil’e ve diğer laik yazıtlara, ayrı testler ve standartlar uyguluyorlar. İncelediğimiz metin ister laik, ister inançla ilgili olsun aynı testi uygulamalıyız. Ben kendim bunu yaptım. İncil’in İsa hakkındaki tanıklığının tarihsel olarak güvenilir olduğuna inanıyorum.”
Metinsel ve tarihsel olarak bu denli mükemmel bir tanıklığa sahip olan, üzerinde zekice karar verilmesi gerekilen ve bu kadar tarihsel veri içeren eskiye ait hiçbir belge yoktur. Dürüst bir kişi böyle bir kaynağı rafa kaldıramaz. Mesih inancının tarihsel belgelerinden kuşku duymak ne yazıkki mantığa uymayan (doğaüstüne karşıtlıktan kaynaklanan) bir eğilimdir.”
epis1980@yahoo.com
Captions for pictures
Adding captions makes my pictures more interesting.
Send an email
|
 |
|